En Şaşırtıcı 10 Arkeolojik Bilgi

En Şaşırtıcı 10 Arkeolojik Bilgi

 

            Arkeoloji çalışmaları, tarihin zengin birikimi içinde oldukça ilginç gerçekleri ortaya çıkarabiliyor. Günümüzden bakıldığında kimi zaman anlaşılmaz ve hatta vahşice görünen bu gerçekler, tarihin kendine özgü kültürleri içinde olağan olaylara ya da kutsal ritüellere dair olabiliyor.

 

 La Doncella

 

            Öldüğünde 15 yaşında olduğu tahmin edilen kız çocuğunun cesedi bulunduğunda, büyük bir heyecan yaşanmıştı. Beş yüz yıl boyunca bir şekilde çok iyi korunmuş olan bedeni, yüzüne oturmuş saflığı ve korkuyu hala sergileyebiliyordu. Kaşifleri ona, Küçük Hanım anlamında, La Doncella dediler. İnka kültüründe dini bir ritüel için kurban edildiği tahmin edilen La Doncella'nın yanında iki çocuğun daha cesedi vardı.

 

            Yüz yıllarca süreye karşı La Doncella kadar iyi direnebilmiş çok az beden vardır. Bu yönüyle şaşkınlık uyandıran keşif, çok ses getirdi. La Doncella, Arjantin'de bir arkeoloji müzesinde sergileniyor.

 

 Tarihin En Eski Aşk Şiiri

 

            Eskiden bir Sümer yerleşimi olan Nippur'da 1889 yılında bulunan taş tablet, tarihin romantizmine ışık tutuyor. Türkiye'nin ilk ve en önemli Sümeroloğu olan Muazzez İlmiye Çığ tarafından Türkçe'ye de çevrilen tablet, bugün bile erotik sayılabilecek bir şiiri günümüze taşımış.

 

            Sümer kültüründe, toprağın veriminin artmasını sağlamak için Bereket ve Aşk Tanrıçası Enlil adına, kralın her yıl bir rahibe ile evlenmesi gerektiği biliniyor. Araştırmacılar, taş tablette okunan şiirin, Kral Suşin'le evlenmesi için seçilen bir rahibe tarafından yazıldığını tahmin ediyorlar.

 

 Vampirle Savaş

 

            Vampir mitlerinin geçmişi çok uzaklara dayanmalarına karşın, günümüzden sadece 300 yıl öncesine kadar vampirlere inanan ve onlarla mücadele eden toplumların olduğu biliniyor. Polonya'da 1600lerden kaldığı tahmin edilen mezarlarda, boğazlarına hançer saplanmış insan bedenlerinin bulunması, vampir mitinin ne kadar güçlü olduğunu doğruluyor.

 

 Mezar Koruyan Ordu

 

            Çin'de bulunan 250 m. uzunluğundaki anıt mezarda yer alan, gerçek insan ölçülerinde heykeller, Terrakotta Ordusu olarak tanınıyor ve Unesco tarafından Dünya Kültür Mirasları'nın bir parçası olarak kabul ediliyor.

 

            Çin İmparatoru Qin Shi Huang'ın mezarını korumak için, M.Ö. 246 yılında yapıldığı tahmin edilen mezarda yer alan heykel askerlerin her biri, birbirinden farklı tasarlanmış olmalarıyla da dikkat çekiyor.

 

 Tarihin En Eski Ressamları

 

            İspanya'da bulunan Altamira Mağarası'nda, paleolitik dönemlerden kalma hayvan çizimleri, ayrıntıları ve dinamik yapılarıyla dikkat çekiyor. Av büyüsü için yapıldığı tahmin edilen çizimler, çoğunlukla bizonlara ve zor avlanan hayvanlara ait.

 

 Cehennem'e Geçiş

 

            Pamukkale yakınlarında yer alan Cehennem Kapısı'nın, Yunan Mitlerinde yer altına ve Cehennem'e geçiş sağladığı anlatılıyor. Cehennem Kapısı'nda yer alan iki heykelden birinin yer altını ifade eden yılanı, diğerinin ise üç başlı köpek olan Kerberos'u simgelediği düşünülüyor.

 

 Tanrı Kral

 

            M.Ö. 260'lı yıllarda hüküm süren Kral Antiokhos, kendini bir tanrı olarak görüyordu ve ölümünden sonra da halkının kendisine bir tanrı olarak tapınmasını diliyordu. Bunu sağlamak için Nemrut Dağı'nın zirvesine bir tapınak inşa ettirdi. Bugün hala dikkat çeken tapınakta, kralın mezarının da bulunabileceği düşünülüyor.

 

 Rapa Nui'nin Gizemi

 

            Paskalya Adası olarak da bilinen bölge, en yakın yerleşime 3600 m. uzakta olmasına rağmen, ada üzerine yerleştirilmiş Moai adındaki heykelleriyle ünlü. Ortalama 4,5 m. uzunluğundaki bu heykellerin oraya nasıl getirildikleri ya da ne için yapıldıkları hala gizemli bir konu.

 

 Göbeklitepe

 

            Yaklaşık 12 bin yıl önce gerçekleştiği tahmin edilen ani bir iklim değişimini araştıran araştırmacılar, Göbeklitepe'de şaşırtıcı yapılarla karşılaşıyorlar. Urfa yakınlarında yer alan bu tarihi yerleşkede yer alan heykeller ve yerleşim biçimleri, araştırmacılar için önemli verilere sağlıyor.

 

 Roma'nın Sihri

 

            Roma döneminde kullanıldığı anlaşılan Lycurgus kupası, ışığı önden aldığında yeşil, arkadan aldığında kırmızı renge bürünerek şaşırtıcı bir özellik sergiliyor. İçine konan sıvının rengine göre de şekil değiştirebilen kupanın, insan saçından çok daha ince altın ve gümüş bileşenleriyle yapıldığı ifade ediliyor.

 

Benzer İçerikler

İçeriğe ait yorumlar (0)

İçeriğe yorum bırak

Yorumlarınızın yayınlanabilmesi için (*) işaretli tüm alanların doldurulması zorunludur.